Toplumumuzun değer yargıları her geçen gün yok olmaya yüz tutmuş vaziyette. Hızlı teknoloji, mal mülk hesapları, insanlarımızı şaşırtmaya başladı. Daha önceki yıllarda aslında bizler böyle değildik, üzüntülerimizi bile son yıllarda umursamaz olduk. Başımızı iki elimizin arasına koyup neden bu durumlara düştüğümüzü düşünmeliyiz.
Aslında dünya geneline bakıldığında dini inancı, eğitimi, zenginliği, fakirliği ne olursa olsun, insanların bozulduğunu ve her yerde kötülüğün başını almış gittiğini görüyoruz. İnsan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Aslına bakarsanız Davranışlar bir işe yaramadığı zaman hemen çaresizlik başlıyor Her şeyin bir çaresi var aslında dünyadaki savaşlar, ölümler, zulümler, toplum içindeki çürümüşlükler, aile içindeki parçalanmalar, cinayetler hep kötü insanların temelinde yaşamakta.
Her taraf dedikodu, hep onun dediği doğru, hele hele çekememezlik her tarafı sarmış. İnsanlar kendi işini bırakmış başkalarıyla meşgul. Haksızlığı gördüğümüzde, hemen linç etmeye kalkıyoruz ama kendi yaptığımız haksızlığı ise hiç görmüyoruz. Toplumu oluşturan bir kısım ikiyüzlülük ile karşılıklı kötülüklerimizi idare ediyoruz. Aynı kötülüğü yapan, bizden uzak duran bir arkadaş olunca ikimiz de birleşip ona ders vermeye kalkıyoruz. Menfaatimiz yoksa faydalı olacak dürüst insanları hemen eziyoruz.
Davranış bozukluğu aldı başını gidiyor. Yıllarca beraber olduğumuz dostlarımızın, yakınımızda kılınan cenaze namazına dahi gidemez durumlara düşüyoruz. Değişen insan modeli her yerde, her zaman karşımıza çıkacak. Önemli olan onlara yenilmeden ayakta kalmak ve mücadele etmek. İşte bu yüzden; hep beraber doğruluğu, dürüstlüğü yaşayalım ve yaşatalım.
