Bir kişinin ulaştığı başarıyı, kazandığı itibarı, halkın gönlünde kurduğu yeri hazmedemeyenler; çoğu zaman kendi kimliğine, kendi eksikliğine tahammül edemeyenlerdir. Bu sadece bireysel bir mesele değildir; toplumsal ve siyasal hayatta da sıkça karşımıza çıkar.
Memlekete gerçekten hizmet eden, gece gündüz çalışan, halkın içinde olan, sözüyle özünü bir tutan insanlara karşı kurulan cephelerin çoğu; gerçek bir eleştiriden değil, içten içe duyulan bir öfke ve eziklikten doğar. Çünkü bazıları başkasının dik duruşunu görünce kendi eğikliğini fark eder.
Bazıları milletin teveccühünü görünce yıllardır göremediği sevgiyi hatırlar. Ve bazıları “Ben neden onun kadar sevilmiyorum?” sorusunun cevabını kendinde aramak yerine, sevilenleri karalamayı tercih eder.
Bugün siyasette de, bürokraside de, toplumun her katmanında da birileri bir yerlere gelmişse, bunu torpille değil alın teriyle yapmışsa; onların karşısına dikilenlerin çoğu, aslında onların başarısından değil, kendi beceriksizliğinden utanmaktadır.
Kendi adıyla var olamayanlar çabuk sönerler. Kendi kimliğini inşa edemeyenler ise başkalarının karakterine saldırır.
Ama ne yaparlarsa yapsınlar, hakikat ışığı bir kez doğdu mu; karanlık ne kadar uğraşırsa uğraşsın o ışığı söndüremez.
Bu yüzden bizler, kimin ne dediğine değil, milletin ne hissettiğine bakarız.
Allah’a emanet olun.
