Bolu’daki Kartaklaya kayak merkezinde bulunan Grand Kartal Otel’de çıkan yangında 78 kişinin ölümünün ardından başlatılan soruşturma sürüyor. Zafer Partisi Derince İlçe Başkanı Burak Altan yangının ardından hem ülke gündemine dair hemde kent gündemine dair değerlendirme yaparak, Derince’deki otellerin durumunu sordu.
“KRAL ÇIPLAK DİYEBİLEN YOK”
Zafer Partisi Derince İlçe Başkanı Burak Altan yaptığı açıklamada, “Günlerdir hepimizi derinden yaralayan yangın felaketini takip ediyoruz. Bu elim olayda hayatını kaybedenlere rahmet diliyor, toplum vicdanının soğumasını sağlayacak bir adalet arayışı içindeyiz. Ancak, olayın gerçek sorumlularına işaret etmekten çekinen bir korku atmosferiyle karşı karşıyayız. Bugün farklı kesimler, felaketin sorumluluğunu başka yerlere yönlendirme çabasında. Ancak, “Kral çıplak!” diyebilen yok. Cesurca bu gerçeği dile getiren bir ses eksik. Çünkü ülkenin en cesur sesi, Zafer Partisi Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ, hukuksuz bir şekilde tutuklanmış durumda. Şayet kendisi özgür olsaydı, olay yerinde olur, gerçekleri tüm açıklığıyla ve en güçlü şekilde dile getirirdi.
“EN DİPTEYİZ”
Sayın Özdağ’ın yokluğunda biz de mi susacağız sanıyorlar? Yanılıyorlar. Çünkü binlerce, milyonlarca Ümit Özdağ bu milletin sesi olmaya devam edecek. Bir ülkede sağlık sisteminde skandallar yaşanıyor. Özel hastanelerin, devletten üç kuruş fazla kazanmak uğruna insan sağlığını hiçe saydığını herkes biliyor. Ancak bu hastaneleri denetlemekle görevli Sağlık Bakanı aynı zamanda özel hastane sahibi. Eğitimde fırsat eşitliği konusunda OECD ülkeleri arasında en dipteyiz. Atanamayan öğretmenler özel okullarda insan onuruna yakışmayan ücretlerle çalıştırılırken, özel okul fiyatları hızla artıyor. Ama bu sektörü denetlemekle görevli Milli Eğitim Bakanı, aynı zamanda bir özel okul sahibi.
“SORUN SİSTEMİN TA KENDİSİ”
Son olarak, yaşadığımız yangın felaketinde, birincil sorumlu olan Turizm Bakanlığı göz önünde. Turizm tesislerini ruhsatlandıran, denetleyen bu kurumun başındaki kişi, ülkenin en büyük tur operatörünün sahibi. Bu tablo açık bir gerçeği gösteriyor: Sorun kişilerden çok sistemin ta kendisidir. Denetleyici pozisyondaki isimlerin çıkar çatışmaları, devlet yönetiminde derin bir yozlaşmanın göstergesidir. Bizler, yerelde siyaset yapan; önceliği, bulunduğumuz ilçelerde vatandaşın dertlerini anlamak ve çözmeye yardımcı olmak olan insanlarız.
“DERİNCE HALKI ADINA SORUYORUZ”
Bu nedenle, ilçemizde devletin en üst makamdaki temsilcisi olan Kaymakamlığımıza, ilgili bakanlıkların ilçemizdeki temsilcileri olan müdürlüklerimize ve belediyemizin ilgili birimlerine Derince halkı adına soruyoruz:Derince’de faaliyet gösteren otel, apart, pansiyon gibi işletmelerin denetimleri yeterli mi? Deprem ve yangın gibi olası afetler için gerekli önlemler alınmış mı? İlçemizdeki sağlık kuruluşlarının denetimleri yeterli mi? İlçe sınırlarımızdaki özel eğitim kurumlarının fiziki koşulları uygun mu?
“GERÇEKLERİ DİLE GETİREN BİR ÜLKE OLMALIYIZ”
Bizim için asıl olan, Derince halkının menfaatleridir. Bunun için birilerinin konfor alanına müdahale ediyorsak kusura bakmasınlar; biz, rahatsızlık vermeye devam edeceğiz. Bu hatalı düzenin parçası olanlar, onurlu bir duruş sergileyerek görevlerini bırakmalıdır. Başta Turizm Bakanı olmak üzere ilgili tüm yetkililerin, vicdanları rahatlatmak adına istifa etmelerini bekliyoruz. Bu çağrımız bir eleştiriden öte, daha adil bir Türkiye için bir uyarıdır. Çünkü bizler, hataların üzerini örten değil, gerçekleri dile getiren bir ülke olmalıyız” şeklinde konuştu.
