Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmit İlçe Parti Programı Yenileme Gündemli Danışma Kurulu Toplantısı, Dernekler Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Toplantıya İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, CHP İl Başkanı Bülent Sarı, CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan, meclis üyeleri, il ve ilçe yöneticileri, önceki dönem il ve ilçe başkanları, emek örgütleri başkanları ve yöneticileri, çeşitli dernek ve STK’lardan temsilciler, partililer ve partili olmayan fakat toplantıya katkı sağlayan çok sayıda davetli katılım sağladı.
“KARANLIK DÖNEMDEN NASİBİMİZİ ALDIK”
Toplantıda konuşan CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan, şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizde son 23 yılın karanlık döneminden hepimiz nasibimizi aldık ve giderek derinleşen toplumsal ve ekonomik krizlerin içerisinde her birimiz mücadele veriyoruz. Ekonomik kriz, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlikler, iş güvencesizliği, istihdam ve üretim sorunu, eğitimin ticarileşerek bilimsel ve laik eğitimden uzaklaşması, çevre sorunları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve göç krizi gibi sorunlar, her geçen gün halkımızın daha fazla mağdur olmasına yol açıyor.
‘ALIM GÜCÜ DÜŞTÜ”
Bugün tüm emekçilerin ortak sorunu yoksulluk ve hayat pahalılığı Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri haline geldi. Gıda fiyatlarının astronomik seviyelere ulaşması, temel ihtiyaçların karşılanmasında halkın zorlanması, hayatı her geçen gün daha da yaşanmaz duruma getirdi. Enflasyon, vatandaşın alım gücünü her geçen gün düşürürken, ekonomik adaletsizlikler de bir o kadar hızlı artıyor.
‘DAYANACAK GÜÇ KALMADI’
Halkın bu zorluklara karşı dayanacak gücü kalmamışken, iktidar bu sorunlara çözüm üretemiyor aksine halkın sırtına ağır vergi yükleri, neredeyse her ay açıklanan zamlarla biraz daha ağırlık yüklüyor. Halkın beli zaten bükülmüşken, iktidarın yerel temsilcileri de halk için hizmet üretemiyor ve zam üzerine zam yapıyor. Buna da artık zam değil fiyat güncellemesi diyorlar.
“NEREDEYSE ALDIĞIMIZ HAVAYA BİLE VERGİ YÜKLEYECEKLER”
Bugün daha iyi bir Türkiye için, üretim ekonomisi temelinde istihdam yaratacak, sürdürülebilir ve adil politikaları hayata geçirebilmek için büyük adımlar atmamız gerekiyor. Gençlere, kadınlara iş güvencesi sağlayacak, tarım ve sanayiyi güçlendirecek, halkın refah seviyesini yükseltecek bir ekonomik model sunabilmemiz olmazsa olmaz koşuldur.
‘ÜRETİM DİYORUZ’
Bunun da yolu yalnızca ve yalnızca üretmekten geçiyor. Zam üzerine zamla, vergileri yükselterek, neredeyse aldığımız havaya bile vergi yükleyerek bu ekonominin düzelmeyeceği ortadadır. Üretim, üretim, üretim diyoruz. Bundan 23 yıl önce gelişmekte olan ve kendi kendisine yeten ülkeler arasında yer alıyorken, bugün ise nerelerdeyiz hepimiz görüyoruz.
‘YANLIŞ TARIM POLİTİKALARI’
Burada tarım politikalarının ülkemizin geleceği açısından ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu görüyoruz. Uygulanan yanlış tarım politikaları, köylülerin, çiftçilerin geçim kaynağını tehdit ederek, üretimi azalttı ve gıda güvenliği ciddi bir tehdit altına girdi. Tarım stratejik bir sektör olarak yeniden ele alınmadan, yerli üretim ve sürdürülebilir tarım yöntemleri teşvik edilmeden bu geriye gidiş asla durdurulamaz. Üretimin eksikliğinin yanında bu yanlış ve gerçeklikten uzak tarım politikaları ile kırdan kente göç konusu da çarpık bir şekilde ilerledi.
“NÜFUSUN İLLERDE DENGELİ DAĞILIMI SAĞLANMALI”
Ülkemizdeki yüksek işsizlik oranı ve kötü yaşam koşulları, özellikle eğitimli gençlerimizi yurt dışına gitmeye zorluyor. Bu beyin göçü, ülkenin kalkınma sürecine büyük zarar verirken iktidar ise ‘Nereye giderseniz gidin’ gibi söylemleriyle aydın geçlerimizi kendi yurduna karşı yabancılaştırıyor. Aynı zamanda, iktidarın herkese kapıları açtığı göç politikaları, hem yerel halk hem de göçmenler açısından büyük sorunlar ortaya çıkarıyor. Düzensiz göç sorununa dair çözüm önerileri geliştirerek, insani ve ekonomik açıdan ülkemize katkı sağlayacak adımlar hızlıca atılmalı ve nüfusun illerde dengeli dağılımının sağlanması gereklidir.
‘2 YILDA BAKAN DEĞİŞİYOR’
Tüm bu sorunların temelinde yatan iki ana sorun ise eğitim ve hukuk alanında 23 yıldır bilinçli ve sistemli bir şekilde yapılan değişikliklerdir. Bakın 23 yılda 10 kez Milli Eğitim Bakanı değişti. Önceden iktidar değişince eğitim sistemi değişirdi ve bu bile çocuklarımız, gençlerimiz için doğru değilken şimdi 2 yılda 1 bakan değişiyor sistem değişiyor.
‘KONTROLSÜZ ÖZELLEŞTİRME’
Geleceğimiz olan çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimiyle sürekli değişiklik onların da yapısını bozmaktadır. Özellikle eğitim ve sağlık alanında kontrolsüzce yapılan özelleştirmeler, bilimsellikten ve laik eğitimden uzaklaştırılmış dünyada eşi benzeri olmayan kötü bir eğitim sistemini ortaya çıkardı.
‘MİNİMUM SAĞLIK HİZMETİ’
Sağlık alanında devrim yaptık dediler. İnsanlar artık hastanelerde sıra beklemiyor dediler fakat bugün geldiğimiz noktada hepimiz görüyoruz ki halkımız koca koca binalarda minimum şekilde sağlık hizmeti alıyor. İnsanlar bir röntgen çektirmek için 4 ay, 5 ay bekliyor. Kimi alanlarda randevu bile bulamıyor. Sağlıkta devrim değil tam tersine bir karşı devrim gerçekleştirdiler.
‘BU İKTİDARI DEVİRMEMİZ GEREKİYOR’
Bulunduğunuz masalarda tüm konuları derinlemesine tartışacağınız politikalar ile ilgili kuşkusuz çağdaş bir hukuk sistemi olmadan sonuca varılamayacağı hepimizin ortak fikridir. Bu yüzden ilk iş bu iktidarı devirmemiz gerekiyor. İşte tam da bu sebeple bugün burada yapacağımız Parti Programı Yenileme Çalışmaları; sadece ülkenin sorunlarına dair çözüm önerileri geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda halkımıza nasıl daha güçlü bir gelecek sunabileceğimizi de gösterecektir.”
